Yeni Yazılar E-Postana Gelsin

Skip to content

Nasıl Seyahat Etmeli? Seyahat için ipuçları!

Geçen sene kendime, dünyadaki tüm yaratıcı fikirleri görme, deneyimleme ve hep keşfetme konusunda hedefler koydum. Bunun anahtarı ve başlangıç noktası aslında seyahat etmek. Seyahat ama bu konu hem hayatımın doğal bir parçası olmalı, hem çok pratik olmalı, hem de zamanı en verimli şekilde geçirmeli insan. Bir senedir de bu alanda herşeyi okumaya ve hayatıma katmaya başladım.

seyahat

Seyahat, insanın hayatını zenginleştiren en güzel şeylerden birisi. Sizlere de ilham vermesi için notlarımı derleyip kendimce “Nasıl seyahat etmeli insan?” konusundaki düşüncelerimi paylaşıyorum. Notlarım, öncelikle, kendime notlar olarak düşünün. Sizin, önceliklerimiz ve beklentileriniz daha farklı olmalı zaten.

Seyahate Hazırlık

Gezmeyi bilen ve seven arkadaşların olmalı. Belki seyahat blogcuları ile toplanabilirim. Dergilerin editorleri ile vb. tanış. Seyahat konusunda ortak beğenilerin olduğu arkadaşların olsun. Bir yere gitmeden önce o şehirle iligli sorularını ve ipuçlarını insanlara sor. Sosyal medyada seyahat konusunda ilham verecek hesapları takip et.

Evernote’da bir defter aç. Burada, her ülkenin bir sayfası olsun. Etiketlemelerini vb. yap. O ülke ile ilgili bir deneyim, yer, fikir, rehber vb. gördüğün zaman defterine kaydet. Kısa vadede planın olmasa da. Ayrıca, kısa vadeli planlarının olduğu şehirlerle ilgili Pinterest’te boardlar aç. O şehirle ilgili pinterest’te genel ve özel aramalar (Perakende konusuyla ilgilendiğim için: Berlin shops) yaparak bulduklarını board’a ekle.

dünya haritası

Pasaport fotokopin, kimlik fotokopin, miles&smiles numaraların, seyahat konusundaki tedarikçilerin telefon numaraları (vale, vize, sigorta…) olduğu bir sayfan olsun. Bunu Evernote’da tutuyorum.

Listeni dolduracağın kaynakları belirle. Kısa vadede gideceğin yerlerle ilgili araştırmanı yap. Perakende, sanat, trendler, vegan konusu ana ilgi alanlarım olduğu için 1) Daha önce taradığım trend raporları 2)coolhunting.com gibi trend siteleri  3)retaildesignblog, retailfocus, hipshops gibi perakende konusunda tasarım paylaşan siteler 4)spottedbylocal 5) springwise’da o şehirde paylaşılan iş fikirleri… gibi kaynakları tarayıp görmem gereken yerleri tamamlıyorum.

Kısa vadede seyahat edeceğin şehirlerle ilgili bir harita oluştur. (google maps kullanıyorum, ama daha iyi bir yöntem olabilir) Buranın okuması ve kullanması kolay olsun. Farklı pin renklerini farklı tip lokasyonları işaretlemek için kullanıyorum. Mesela, Berlin listeme bakabilirsiniz.

Yarım saat içinde seyahat edebililir ol. Kullanışlı bir seyahat çantan olsun. Uçak içine sığabilsin. Çantamda seyahatte kullanacağım diş fırçası, mini parfüm, tarak, şarj cihazı, ağrı kesici… gibi standart şeyler hep kalsın. Ayrıca seyahat için spor ayakkabısı, yağmurluk, spor malzemeleri vb. olsun. Çantan hep hazırda beklesin.

TravelHacklerin olsun. Online/Mobil checkin olabilir, cep telefonu üzerinden bilet al. Seyahat sigortasını vb. online yaptırabil. Seyahat kartlarını kullanmaya başla, mil biriktir, havaalanı vale servisi hakkında bilgin olsun. Pasaportunu upgrade et, Mil puan biriktirmek. Mil biriktiren kartın olsun. Biletlerini isle. Gateguru, faawait gibi birçok seyahat için uygulama var, bunları indir ve kullan. (ek bilgi paylaşacağım)

Gittiğin ülkenin dili ile iligli temel bilgileri öğren. Seyahat için hep artı puan. O ülkenin dilini öğrenme işini triposo’ya bırakabilirsin. Genelde uçaktayken önceden triposo mobil uygulamasına indirdiğim şehir rehberi içinde o ülkenin diliyle ilgili basit kalıplara gözatabilirsin.

Seyahat DNAma daha yakın olmalı. Odamda mutlaka koca bir dünya haritası olmalı. Bir seyahat sitem ve bolca fotoğrafım olmalı. Ülke setlerin ve kutuların olsun. Her gittiğin ülkede, o ülkenin parası, kartpostalı, defteri, kahve mugı vb. gibi şeyler biriktir.  Gittiğin her ülkeden şehir haritalarını biriktir. Sonra bunlarla bir bütün olarak hikayesi olan şeyler yapabilirsin.

Gittiğin yeri oku. Wikitravel, tripadvisor, triposo vb. şehrin rehberleri konusunda ideal. Hazırlıklı olmak daha açık zihin için şart.

Airbnb gibi sitelere üye ol. Çünkü elindeki alternatifler zengin olmalı. Otel bulmak, bilet almak vb. işlerini standartlaştır ve kolaylaştır.

Telefonunda uçuş sırasında tüketebileceğin içerikler olmalı. O şehirle ilgili ilginç yazıları “pocket” uygulaması ile kaydedip sonra uçuş sırasında okumak mesela faydalı olacaktır.

“Binaları okumayı bilmek” ve “Güzel fotoğraf çekebilmek” seyahat için olmazsa olmaz yetenekler. Binaları okumayı bilince, o binanın hikayesi gözünüzün önünde beliriyor. Daha çok zevk alıyorsunuz. Ayrıca, özellikle telefonda farklı farklı formatlarda fotoğraf çekmek ve paylaşmak için harika uygulamalar var. Alet çantanız dolu olmalı.

Blogumda seyahat konusunda profilim olsun. Gitmek istediğim ve görmek istediğim yerlerle ilgili içerikleri topla. (Bunu şimdi yapıyorum)

Travel tips / Travel hacks konusunda herşeyi oku, öğren ve uygula. Hatta bu konuda bir rehber hazırla (kendime not, bu yıl yaparsam harika olacak.)

Seyahatteyken Dikkat Ettiklerim

Seyahatte de olsan sabah rituellerini (bknz: habitclock.com  /Yeni hali şahane oluyor.) hiç bozma.Her sabah jogging için bir fırsat olsun. Kendine rotalar belirle. Spor ayakkabını giy. Cep telefonunu boynuna as. Mümkünse arkadaşınla birlikte bir rota belirle. Şehri hissederek, nefes alarak, koşarken şehri tanıyarak jogging yap. Seyahat ederken yanında her zaman “direnç bandı” olsun.

Flaneur gibi (Burada onlarca defa okuduğum harika bir yazı var) açık zihinle gez.  Şehirdeki, pazarlama, perakende, kültür, sanat ve ilginçlikler konulu herşeyi fotoğrafla. Hikayeler ve deneyimler biriktir. Fotoğrafları çekerken lokasyon açık olsun. Sana o fotoğrafta neyin ilham verdiğini kısa sürede ekle. Ben fotoğraf düzenlemesi için Flickr kullanıyorum. Fotoğrafları gizli klasöre yüklüyorum. Etiketleyip, açıklamalar yazıyorum.
O şehirde ne satın almalısın. Yiyecek, hediyelik, stil, katmadeğeri veya hatıra değeri yüksek olan. veya yerel lezzeti olan. Koleksiyonların için keşifler yapabilirsin.  Yeni tadları dene, insanlarla konuş, gülümse…

O sehirden kişilerle tanış. Şehre gitmeden önce linkedin’de bir araştırma yap. Startup veya pazarlama dünyasından kişilerle tanış. Twitter’da yaz. Bunun için templatelerin olsun. Onlarla yemek yiyebilirsin. (startup, reklam ajansı, bir aktivitenin hocası, Sanatçı, otel ve restoran sahibi, sosyal medya ajansı sahibi…) gibi olası kişileri bul.

Sehir turunu planlarken, o sehirde hangi deneyimi ogrenebilirim. Hangi eğitim, hangi şeyi ilk defa yapacağımı da planla. Sehirdeki etkinliklere ve aktivitelere bak. Heyecan duyacağın ve ilk defa deneyeceğin aktiviteler bul. Ayrıca gösteri ve konserleri tara (Her şehirde mümkünse ana opera binasında birşeye katılmaya çalışıyorum.)

Farklı tadlar dene. tadları tanı ve değerlendir. Yiyeceğin yemekler ile ilgili lokal insanlardan tavsiyeler al, foursquare tavsiyelerini dene.  Her şehrin en iyi kahvesini mutlaka dene. Move learn eat tadında videolar hazırla: http://www.adverblog.com/2011/08/05/move-learn-and-eat/

Projelerim için dergilere röportaj verebilirim. Bültenlerimi  lokalize edebilirim. Bir sunum konseptim olacaksa bunu o şehirde yapabilirim. Bu şekilde sunumlar benim en hızlı şekilde insanlarla tanışmamı sağlar.

O şehirdeki fotoğraflarla ve notlarımla ilgili fotoğraf kitapçıkları hazırlayabilirim.  http://printstagr.am/books

Cep Telefonumdaki Uygulamalar

Cep telefonumda travel konulu bir klasör var.

Uçak bileti alma (Turkish airlines, pegasus, skyscanner, hopper GTFO)

Otel bulma (booking.com, airbnb, booking now, hoteltonight)

Sehir Rehberi (triposo, skyscanner)

Ulaşım (Uber, uber surge, lyft)

havalimanı (Gateguru, tav mobile, Sabiha Gokcen)

Tercüme (google translate, word lens)

Rehber (guidekick, detour, stay.com)

Kolaylaştırıcılar (wifi map, seatguru)

130ede2a9bdb15ac16a613927a685e85

Travel Hack konulu tavsiye ettiğim diğer yazılar

Seyahat fotoğrafçılığı hakkında tavsiyeler:

Seyahat konusunda dekoratif neler olabilir?

Seyahat kolaylaştırıcı ipuçları, başka link

Şehir nasıl keşfedilir? (Bana en çok ilham veren yazıdır kendisi)

Bol seyahatli keşif dolu günler diliyorum herkese!!

Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on Google+Pin on PinterestShare on LinkedInEmail this to someone

Madrid Gezisi Notlarım

Geçtiğimiz haftasonu Madrid’e gittim. Zaman çok kısa ama görülecek ve yapılacak çok şey vardı. Gezilerdeki önceliklerim; yenilikleri, yeni konseptleri görmek; insanları ve kültürleri gözlemlemek; sokak sanatı ve modern sanatı incelemek; az biraz turistlik görevler; startup ve teknoloji dünyasında mümkünse insanlarla tanışmak ve son olarak mümkünse eğitim/deneyim bulma şeklinde. Bolca fotoğraf çekiyorum, notlar alıp yeni fikirlerle dönmeye çalışıyorum.

Ayrıca seyahatlerim sırasında instagram’da yeni birşey deniyorum. Instagram’da da takip edebilirsiniz. Gördüklerimi ve ilginçlikleri anında paylaşmaya çalışıyorum. Bu ileride başka birşeye dönüşecek tabi.

Madrid’e gideceklere önce kısa önerilerimi paylaşayım.

  • Madrid’e gitmeden bir harita hazırladım. Yalnız haritayı kendim için hazırladım. Yani daha çok alışveriş ve yeniliklerle ilgili olabilecek yerleri ekliyorum. Yani, bazı turistlik yerleri, zaten görebileceğim yerleri eklemedim. Farklı zevkleriniz varsa çok sıkılabilirsiniz. Bu harita tam bir harita da değil. Sonradan yol üstünde farklı farklı yerler keşfediliyor. Onları ekleyecek ve haritayı güncelleyecek zamanım olmuyor malesef.  Haritadaki her yer aman aman da değil. Sadece planlarken fikir vermesi açısından faydalanabilirsiniz. Haritaya buradan ulaşabilirsiniz.

 

Haftasonu madrid’de olacagim. Instagraminiz madrid ile dolacak bu sefer.

A photo posted by Ozgur Alaz (@ozguralz) on

  • Bence madrid’i tamamen gezmek için 3 gün yeterli. Madrid şehir içi ulaşım için genelde yürüdüm. Bazı yerlere taksi ile gittim. Günlük ulaşım kartları vb. var. Toplu taşıma sistemi de oldukça rahat. Ama genelde düz bir şehir olduğu için ve sokaklar çok daha renkli olduğu için yürümek güzel bir seçenek.
  • Yemek yemek için açık yemek pazarları var. “Mercado de San Miguel” ve “Mercado San Anton” bunlardan ikisi. Herşeyi görmek için buralar tercih edilebilir.
  • Gitmeden birkaç ispanyolca kelime öğrenmek çok iyi oluyor. İnsanlarla daha kolay kaynaşıyorsunuz.
  • Satın alacağınız şeylerde %10 kadar pazarlık edebiliyorsunuz. Her zaman indirimi yaptılar.
  • Google Translate uygulaması artık kameradaki görüntüleri de anında tercüme edebiliyor. Bazı sokak yazılarını okumak ya da anlamaya çalışmak için işe yarıyor. Çok faydalandım.
  • Iner inmez bir telefon bayisi bulup sim kart satın aldım. Orange’da 6 Euro’ya satın aldım. Yurtdışında GSM bayileri Türkiye kadar yaygın değil. Otelinize yakın bir yeri önceden işaretlemekte fayda var.
  • Tip/bahşiş beklentisi yok.
  • Müzeler çok çok büyük. Gitmeden bir araştırma yapmakta ve öncelikleri belirlemekte fayda var. oitheblog’da bununla ilgili bir yazı var.

 

Madrid’de tavsiye ettiğim yerleri uzun uzun instagram’da. Onlar arasından bazıları notlarımla birlikte şöyle.    

Madrid sehir merkezindeki cogu trafik tabelasi boyle hacklenmis. En begendigim bu oldu.

A photo posted by Ozgur Alaz (@ozguralz) on

Madrid’deki en ilginc binalardan. Binanin tum yuzu ve balkonlari mutluluk temali figurlerle donanmis.

A photo posted by Ozgur Alaz (@ozguralz) on

#colors #art #retailisart sanattan ilham alan pazarlama

A photo posted by Ozgur Alaz (@ozguralz) on

Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on Google+Pin on PinterestShare on LinkedInEmail this to someone

HabitClock’ta Sizi Ne Bekliyor?

Biliyor musunuz?, her sabah uyanınca bir bardak su içmek, gece boyunca susuz kalan vücudunuzun dengesini hızla yeniden sağlıyor.

Sabah ayna karşısında sadece kendinize içten gülümsemek bile, o günü hangi modda geçireceğinizi belirliyor.

Her sabah dişlerinizi fırçalamak gibi hijyen konularını düzenli yerine getiriyor musunuz?

Her sabah, o günün gündemine göz atmak ve en önemli şeyleri belirlemek hayatınıza ne katardı?

image

İşte hayatımız bu tarz küçük küçük iyi alışkanlıkları kazandıkça ve tekrarladıkça iyileşiyor. Ancak, alışkanlık kazanmak her zaman kolay değil. Düzenli tekrar gerektirir. Beyniniz her seferinde “bu defa yapmazsam bir şey olmaz” dediğinde onun karşısında dimdik kalmalısınız. Ve ne yazık ki, çoğumuz için, bunları yapmak yerine yatakta 5 dakika daha zaman geçirmek daha çekicidir. İşte HabitClock bu noktada hayatınızı iyileştiriyor.

HabitClock bir çalar saat ama farkı sizi başarıdan başarıya koşturmayı vadetmesi ve her sabah, güne güzel başlamanızı sağlaması. Çalar saatten farklı olarak, önce sabah rutininizi belirlemenizi istiyoruz. Her sabah, uyanır uyanmaz, ne yapmak, hangi alışkanlıkları kazanmak sizin için önemlidir? Her sabah bir bardak su içmek, gerilmek, derin nefes çalışması yapmak, D vitamini almak… Bunları teker teker belirleyin. Size ilham vermesi için, isterseniz, popülerler listesinden faydalanın veya uzman önerilerini dinleyin. Listenizi kolaylıkla düzenleyebilirsiniz. İstediğiniz alışkanlığı önceye veya sonraya taşıyabilirsiniz, çünkü listenin sıralaması önemli olacak.

image

Bundan sonrası artık otomatik. Çalar saatiniz çaldığı zaman, sizi hemen sabah rutininize yönlendiriyoruz. Yapmanız gereken ilk şey gözünüzün önünde ve onun için kronometre başladı bile. Yaptım diye işaretleyerek diğerine geçin. Tek tek listenizi tamamlayın. Her seferinde sadece tek bir şeyi tamamlamaya motivesiniz ve tamamladıkça diğerine geçiyorsunuz. Sabah rutininiz artık sanki bir oyun gibi.

HabitClock’la kendinizi daha iyi tanıyacaksınız. Performansınızı takip edip gelişiminizi görebileceksiniz. Hangi alışkanlığı ortalama ne kadar sürede yaptığınızı görebilecek ve listenizi istediğiniz gibi düzenleyebileceksiniz.

HabitClock‘la sabah rutinine başlamayı, bir dilekten öteye taşıyacaksınız. Gerçek bir alışkanlığa başlamak için başlangıç noktanız oluyoruz. HabitClock ile her sabah güne onlarca iyi şey yaparak başlamak sizi başarıdan başarıya koşturacak.

image

Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on Google+Pin on PinterestShare on LinkedInEmail this to someone

Sosyal Medya KPI


2014 yılında sosyal medya etkinliğimizi nasıl ölçeceğiz, ölçerken nelere dikkat edeceğiz.

“Ölçemediğiniz şeyi geliştiremezsiniz” sözü yönetim teorisinin ana kurallarından birisidir. Her şeyde olduğu gibi sosyal medya için de geçerlidir. Sosyal medyada kanallar çok farklı ve dinamik bir yapıda olduğu için, aslında alışık olmadığımız bir yapıda olduğu gibi her şeyin ölçülebilmesine rağmen bu ölçülerin çok azı anlaşılmakta ve stratejiye bilgi akışı da az olmaktadır.

Bu araştırmada, sosyal medyanın stratejik olarak ölçümü, ölçüm yapılırken nelere nasıl dikkat edilmesi gerektiğini paylaşıyoruz.

Nasıl Değerlendireceğiz?

Sosyal medyada ölçülebilen kriterleri üç ana başlıkta topluyoruz.

1. Niceliksel ölçüler
2. Etkileşim miktarı
3. Sonuç odaklı göstergeler

Nicelik Ölçümü

Sosyal ağlardaki ilk performans göstergemiz niceliksel göstergelerdir. Bu göstergeler toplam büyüklüğümüz hakkında bize bir resim çizer.

* Toplam Takipçi Sayısı/ Fan Sayısı: Topluluğumuzun büyüklüğü ilk performans göstergemizdir. Ne kadar büyük topluluğa sahip olursak idealde o kadar başarılıyız. Ancak, rakamlar tek başına bir hedef olmamalı. Çünkü, özellikle Facebook’ta mesajlarımız, topluluğumuzun ancak %4-5‘ine ulaşmaktadır. Diğer %95’e ulaşmak için markalar reklam vermek durumundadır. Hal böyleyken %95 ile %100’e reklam vermek arasında anlamlı bir fark bulunmuyor. Yani, takipçi sayısı tek başına pahalı bir hedeftir.

* Topluluğumuzun büyüme oranı: “Topluluğumuz sağlıklı bir şekilde büyüyor mu?” Bu oran, iletişimimizin sürekliliği ve stratejimizin uygunluğu konusunda bize fikir veriyor. Marka sayfalarımızda aylık düzenli bir büyüme hedeflemeliyiz.

* Rakiplerle Karşılaştırma: Rakiplerin büyüme oranları ve topluluk büyüklükleri, bizim işimizi ne kadar iyi yaptığımız konusunda bir ön izlenim vermektedir. Ancak, bu gösterge de tek başına anlamsızdır. Rakiplerin rakamlarının nedenleri araştırılmalıdır. “Rakiplerin büyümesini sağlayan nedir?” Belki rakipler sadece reklam temelli bir büyüme göstermişlerdir. Bu durumda, onların gerisinde kalmak, iletişimimizin onların gerisinde kaldığı anlamına gelmez.

* Demografi ve Lokasyon: Topluluğumuzun kimlerden oluştuğunu bilmek, doğru hedef kitleyle konuşuyor olmak bizim için bir diğer ölçüm kriteridir. Anneleri hedefleyen bir sayfanız olduğunu düşünün, eğer erkek oranı oldukça fazlaysa, Facebook topluluğunuzun büyüklüğü size fayda sağlamayacaktır. Topluluğumuzun, bizim hedef kitlemizle uyumlu olup olmadığını sürekli göz önünde tutmalıyız.

Etkileşim Ölçümü

* Toplam etkileşim: Sosyal medya sayfalarımızda aldığımız etkileşim diğer bir performans göstergemizdir. Etkileşim miktarı, farklı sosyal ağlarda farklı isimlerle anılabilir. Örneğin, Twitter’da etkileşim; bahsedilme miktarı, favoriye alınma miktarı ve RT miktarının toplamı olarak hesaplanır. Facebook’da ise; toplam yorum sayısı, toplam beğeni sayısı ve toplam paylaşım sayısının toplamı olarak hesaplanır. Toplam etkileşimi hesaplarken ve rakiplerle karşılaştırırken yine reklam etkisinden arındırmamız gerekiyor. Yani, rakip, herhangi bir mesaja bolca reklam verip, etkileşim miktarını arttırabilir. Diğer yandan, etkileşim miktarını arttırmak için eğlenceli içerikler girme tuzağına da dikkat etmek gerekir. Eğlenceli içerikler, baktığınız zaman daha fazla etkileşim almaktadır, ancak bu içerikler, bizim markamızla tamamen ilgisizdir, markamızı güçlendirmemize yardım etmez.

* Aktif takipçi sayısı: Toplam etkileşim miktarını bilmenin yanında toplam aktif takipçi sayısını da bilmelisiniz. Çünkü, bu toplam etkileşim miktarının kaç kişi tarafından yaratıldığını bilmek önemlidir. “Konuşanlar hep aynı kişiler mi, farklı farklı kişiler mi?” Bu gösterge, bu soruyu yanıtlamamızı sağlar

* En aktif takipçiler: Takipçilerin küçük bir bölümü, etkileşimin büyük bir bölümünü sağlamaktadır. Her sosyal ağda, bizimle en çok etkileşime geçen kişilerin kim olduklarını bilmek önemlidir. Tüm sosyal ağlarda, o dönem içinde bizimle en çok etkileşime geçen kişiler sıralanmalı. Bu etkileşimlerinin özel bir sebebi varsa anlaşılmalıdır.

Sonuç Odaklı Göstergeler

* Gönderi sayısı: Sosyal medya iletişimimizde toplam kaç gönderi hazırladığımız da önemli bir göstergedir. Ancak, burada iletişimin sürekliliği ve zamanlaması daha önemli olduğu akıldan çıkarılmamalıdır. Marka sayfasından daha fazla gönderi yapmak, daha fazla sonuç anlamına gelmiyor. Gönderilerin kalitesi ve görselliklerini iyileştirmek daha öncelikli bir konudur.

* Mesajların ulaştığı kişi sayısı: Mesajlarımız, sosyal ağlarda organik olarak kaç kişiye ulaşmıştır. Bu gösterge, sosyal medya iletişiminin medya değeri hakkında bize fikir verir. Facebook istatistiklerinden ulaşılan kişi sayısını görmek mümkündür, ancak Twitter’da bu istatistiğe henüz ulaşılamıyor.

* Sosyal medyadan sağlanan trafiği: Sosyal medyadaki gönderilerimizde doğru referans kodlarını ekleyerek hangi içeriğimizin ne kadar tıklandığını görebiliyoruz. Böylece, sosyal medya kanalıyla web sitemize veya kampanyalarımıza ne kadar trafik sağlandığını görüp, bu alanı iyileştirebiliyoruz. Sosyal medya, artık birçok sektör için en önemli trafik kaynağıdır. Sosyal medya iletişimimiz sayesinde elde ettiğimiz organik trafiğin miktarı da bir diğer performans göstergemizdir.

Sonuç

Sosyal medya performans göstergelerini tek bir metrikle sınırlandırmamalıyız. Önerdiğimiz yapıda olduğu gibi her metriğin bir dengeleyicisi olmalı. Diğer yandan, bu sayıların gerisini anlamak daha önemli bir konudur. Bu sayıların nasıl elde edildiği ve neden böyle olduğu sürekli olarak sorgulanmalıdır. Böylece, gerçek nedenlere ve gerçek iç görülere ulaşabiliriz.

Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on Google+Pin on PinterestShare on LinkedInEmail this to someone

Websitenizin sosyal medya optimizasyonu için pratik öneriler

sosyal-medya-optimizasyonu

Sosyal medya çalışmaları deyince aklımıza hep “Facebook’ta ne yapacağız?”, “Twitter’da ne yapacağız?” gibi sorular geliyor. Ancak,  websiteniz ilk ve en önemli sosyal medya aracınız olduğunu söylesem şaşırır mısınız? Gelin biraz yakından bakalım.

Hergün websitenizde onlarca kişi sayfalarınızı beğeniyor, paylaşıyor veya tweetliyor. Websitenizin sosyal medyadan gelen trafiğinin önemli bir bölümünü bu paylaşımlar sayesinde oluşuyor. Sosyal medyaki görünürlüğünüzse, bu trafikten onlarca kat daha fazla. Belki de websitenizi ziyaret eden kişilerden daha fazlası, sizi sosyal medyadaki bu paylaşımlar sayesinde görüyor.

Marka algınız da bu paylaşımlar sonucunda oluşuyor. Peki, websitenizin sosyal ağlarda nasıl göründüğüne hiç dikkat ettiniz mi? Başarılı şirketler, sosyal medya görünümlerine özel önem vererek, rekabette bir adım öne çıkıyor.Gerçek fırsat, tam olarak burada bulunuyor.

Websitenizin sosyal medya görünümünü optimize ederek sitenize sosyal medyadan gelen trafiği arttırabilirsiniz. İnsanlar, sayfalarınızı beğendiği zaman nasıl görüneceğini belirleyebiliyorsunuz. Bu iş yazılım takımının işi değil, aslında pazarlama takımının işi olmalıdır. Bu konuda uzun süredir çalışmalar yapan, testler yapan ve sonuç alan birisi olarak size bazı pratik bilgiler paylaşmak istiyorum.

  • Paylaşım metinlerini yazarken bu soruyu aklınızdan çıkarmayın: “İnsanların markanızı arkadaşlarına tavsiye ederken ne demesini istersiniz?” Paylaşım metinlerinizi robotlara yönelik yazmıyoruz, insanlara yönelik yazıyoruz. Bu yüzden içinde tavsiye barındıran, paylaşan kişinin arkadaşlarını motive eden metinler seçilmelidir.
  • Görsel herşeydir. Sosyal medya paylaşımlarında kullanılacak görselleri belirleyebiliyoruz. Bunu yapmazsak, rastgele görseller ile paylaşım yapılmaktadır. Buradaki görselleri poster tasarımı olarak görün. Büyük görseller, doğru boyutta ve ilgi çekici görseller kullanmalısınız. Eğer, kullandığınız görseller, sosyal ağlar için doğru boyutta değilse, paylaşımlarınız küçük boyutta gözükecektir.
  • İçeriğiniz için doğru Twitter cards’ı aktive edin! Twitter cards birçok içerik türüne göre farklı özellikleri bulunmaktadır. Siteniz ve içeriğiniz için en uygun Twitter cards’ı belirleyip, bunu kullanın. Twittercards ile yapılan paylaşımlarda geridönüşler 4-5 kat daha fazla olmaktadır.
  • Sosyal medya paylaşım metinlerini sabit olarak düşünmeyin. Burası aslında sizin reklam mecranızdır. Farklı kampanya dönemlerinde, buradaki metinleri değiştirin, kampanyalarınızı duyurun. Insanlara satın almak ve sitenizi ziyaret etmek için sebepler sunun.
  • Hem Twitter’da hem Facebook’ta bir kişi sayfanızı paylaştığı zaman, hemen ardından o kişiyi markanızı sosyal ağlarda takip etmeye yönlendirebilirsiniz. Çok küçük nir ayrıntı gibi gözükebilir ama markanızı seven kişileri topluluğunuza katmanız çok önemlidir.
  • Sosyal medya paylaşım metinlerini ayda bir kontrol edin. Hatalı sayfaları belirleyin. Yanlış boyutlu görseller, eksik metinler, uzun metinler gibi birçok sebepten dolayı hatalı metinlerle paylaşımlar yapılabilmektedir.
  • En fazla paylaşılan sayfalarınızı analiz edin! Siteniz sayfalarının hangi sosyal ağlarda, nasıl bir paylaşım performansı gösterdiğini analiz edin. En çok paylaşılan sayfalarınızı analiz edin, kullanıcılarınızın hangi sayfaları ilgi çekici ve dikkate değer bulduklarını görün. Bu sosyal paylaşım trend datası içerikleriniz, ürünleriniz ve markanız hakkında size önemli bir iç görü kazandıracaktır.

Size ilham vermesi için, sosyal medya görünümü mükemmel olan birkaç örnekle yazımıza devam edelim.

tnw

TheNextWeb’in Facebook paylaşımlarına baktığımız zaman büyük boyutlu görsel dikkatimizi çekiyor. Her makale için sosyal medya özeti yazılmış. Böylece, bu paylaşımı gören kişiler haberi daha çok tıklıyor. Ayrıca Facebook metatagleri de tam. Her yazının yazarının kim olduğu paylaşım üzerinde gösterilmiş.

sayac-ozgur-alaz

Webrazzi’nin Facebook görünümüne baktığımız zaman büyük boyutlu görsel kullanması dikkatimizi çekiyor. Meta tag alanları başarılı bir şekilde kullanılmış. Başlık ve açıklama kısımlarındaki metinler tam olarak yazılması, paylaşımların görünen kişiler tarafından net olarak görünmesini sağlıyor.

ozgur-fab

Fab.com’un ise açıklama metinlerini çok beğeniyoruz. Açıklama metinlerinde, insanlara, Fab’ın farkını ve Fab’dan neden alışveriş yapmamız gerektiği anlatılıyor.

fab-ozgur2

Yine Fab’ın ürün sayfalarına bakalım. Açıklama metinleri sanki insanlarla konuşuyor. Reklam metni gibi yazılmış

Bu örneklerle, sizi şampiyon şirketlerin, gizli silahı ile tanıştırdık. Bahsettiğimiz prensipleri uygulayarak, hem sosyal medya görünümünüzü iyileştirebilir hem de buradan gelen trafiği katlayabilirsiniz.

Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on Google+Pin on PinterestShare on LinkedInEmail this to someone

Paranın Geleceği: Coin

Bugün sizinle paranın geleceği ile ilgili çok takdir ettiğim vizyona ve ürüne sahip olan coin’den bahsedeceğim. Coin uzunca bir süre gizli modda kaldı. Bu hafta da vizyonlarını açıkladılar.

Önce videoyu izleyelim.

Coin, aslında, tüm kredi kartlarınızı biraraya getiren universal (genel) bir kredi kartı. Kredi kartınızın resmini çekerek ve güvenlik kodlarını girerek coin’inize yüklüyorsunuz. Bundan sonra yanınızda onlarca kart taşımadan tek ve havalı bir kartla tüm kartlarınızı yönetebiliyorsunuz.

2007’nin inovasyonu olan mint.com‘da tüm bankacılık hesaplarını tek bir yerden yönetebiliyordunuz, 2014’ün inovasyonu ise tüm bankacılık kartlarını tek bir kartla yönetebileceksiniz. Kartı aynı zamanda havalı bir aksesuar olarak konumlandırmayı başarabilirlerse sonraki milyar dolarlık iş olacağına eminim.

Gelelim bizim için ne mesaj var. Coin’i geliştirirken ekip aslında donanımların birbiriyle konuşabileceği bir altyapı da geliştirmiş. Yazılımcılara diyor ki, siz de alıp bunu kullanıp inovasyon yapabilirsiniz. Süreç bilgisinin değeri, github (yazılımcılar anlayacaktır, diğerleri de bence araştırmalı) kültürü birçok işte önem kazanacak.

Diğer yandan, inovasyonun boyutu hızla değişiyor. Eskiden web2.0 ile sonradan sosyal teknolojilerle vb. doğan inovasyon şimdi donanımlarla karşımıza çıkıyor.

Türkiye’de henüz yok (bildiğim kadarıyla) ama dünyada Techcrunch’a çıkmayan ama çok milyonluk işler bankacılık api’lerini kullanarak doğuyor. Türkiye’de bankalar için bankacılık api’si ile yakın çevresinde bir ekosistem oluşturup fark yaratabileceği bir fırsat var. Facebook’un 2005’te yaptığı platform stratejisini tekrarlama sırası bankalarda.

Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on Google+Pin on PinterestShare on LinkedInEmail this to someone

Online Mesajlaşma Uygulamaları

Geçen hafta, dünyanın her tarafında patlayan mobil mesajlaşma sektörü konuşulurken, kendimin bu dünyanın bir parçası olmadığımı farkettim. Kendimce, verimlilik, dikkat gibi sebeplerle uzak kaldım ama insanlar uzak değil. Benim de, “ben bu mecrayı verimli bulmuyorum, o yüzden önermiyorum” deme şansım yok -ki bu zaten yanlış olur-.

Burada iki şeyi sormak gerekiyor; “Mobil mesajlaşma neden ve nasıl bu kadar hızlı büyüdü?”. Bu uygulamalar içindeki kurgular, bizim sıkıcı iş modellerimizi eğlenceli hale getirmek için işimize yarayabilir. Diğer önemli konu ise, “İnsanlar, burada ne yapıyor, bu uygulamaları nasıl kullanıyor?” sorusu. Bu soru da bizim işlerimizde yeni iletişim fırsatları yaratabilir.

Haftasonu 15 farklı mesajlaşma uygulaması indirdim; kullandım, yeni kişiler ekledim, arkadaşlarımla mesajlaştım. Burada, kendi adıma bir aydınlanma yaşadım. İlk başta, bu uygulamaların beğendiğim kurgularını/iş modellerini paylaşmak istiyorum. Sonra da kısa kısa bu uygulamaların deneyimi üzerine düşüncelerimi paylaşacağım.

Kullandığımız Dil Önemlidir:Detay gözükebilir ama kullandığımız dil, ortamın kimliğini yansıtıyor. Turkcell Bip, ingilizce sürümünde, arkadaşlar sekmesine “users/kullanıcılar” diyor. Bu terim, mühendis kökenli bir terim. Uygulamayı geliştirilirken empati yapılmalı ve biz insanların nasıl adlandıracağına önem verilmeli.

Otomatik Sohbet Başlatmak: MessageMe’de her arkadaşım beni eklediği zaman, sohbetler kısmında yeni bir başlık açıyor. Bunun için bir sohbet başlatmış olmamız gerekmiyor. MessageMe, arkadaşımın sohbeti açtığına dair kulağıma fısıldıyor ve ilk selamı vermek için beni teşvik ediyor.

Kolay Fotoğraf Paylaşımı: Bugünlerde herkes Snapchat konuşuyor. Ben biraz Snapchat’in geleceği konusunda endişeliyim. Snapchat’in çok iyi yaptığı bir fikir var. Diğer uygulamalarda fotoğraf çekmek için en az 2-3 tıklama yapmak gerekirken, snapchat’in dashboard (yönetim ekranı) fotoğraf çekim ekranının kendisi. Böylece, uygulamayı açar açmaz fotoğraf çekip arkadaşınıza gönderebiliyorsunuz.

Keşfettirmek: Mesajlaşma uygulamalarında ana başarı göstergesi, ne kadar uygulamanın kullanıldığıdır. Bunu belirleyense, kişinin arkadaş listesinin ne kadar kabarık olduğudur. WeChat uygulaması, arkadaşların dışında, yakındaki kişilerle de mesajlaşmanı sağlayan bir özellik var. Aynı yerde bulunmak da, insanlar için ortak noktalardan birisidir. Konuşacak kişi yoksa, yakınlarındaki uygulamayı kullanan kişilerle konuşmak uygulama için güzel bir adım olmuş.

Stickers: Özellikle Line uygulamasıama genelde başarılı olan tüm uygulamalarda stickers/etiketler çok ön planda. WeChat uygulaması, önerilen kişileri yükleyen kişilere ödül olarak yeni etiketler sunuyor. Line uygulaması, etiketler için özel mağaza açtı. Dünyada, markalı etiketler kullanımının ilk örnekleri çıkıyor.

Arkadaşından Fotoğraf İste: Tango uygulamasında, arkadaşlarının profilleri bulunuyor. Bu profil sayfaları üye olunurken Facebook üyeliği kullanıldığı için otomatik olarak oluşturuluyor. Tabi ki, bu profil sayfaları, ne kadar dolu olsa uygulama için o kadar iyi. Bu yüzden, Tango, arkadaşlarının profil sayfalarında “Arkadaşından yeni fotoğraf iste” diye bir buton eklemiş. Böylece profil sayfalarınızı doldurmak için arkadaşlarınız sizi uyarmış oluyor.

Mesaj Aslında Neler?: Eposta ile büyüyen jenerasyon için mesaj, sadece içeriğinden oluşuyor. Ama, online mesajlaşma dünyasında, mesajın içeriği, okunup okunmadığı, mesajın gönderildiği zaman ile en son online olma zamanı arasındaki fark birer mesaj. Hatta, snapchat’te gelen fotoğrafın ekran görüntüsünü alırsanız, karşıya bunun mesajı ayrıca gidiyor.

Ünlü Kanalları: Vine’da ve diğer başka uygulamalarda ünlü kanalları bulunuyor. Bu kanallar, çok eskilerin “SMS paketleri”nin mesajlaşma uygulamalarında yorumlanmış hali. Bence, çok pratik ve faydalı. Insanlar, sevdikleri markalardan mesajları bu platformlar içinden almak isteyebilir. Özellikle WhatsApp bu konuda adım attığı zaman piyasa değerini 2-3’e katlamış olacak.

Bunun dışında arayüzler, parasallaştırma modelleri ve insanları satın almaya yönlendiren mesajlar ayrı ayrı inceleme konusu. Yorumlarımı @ozguralaz Twitter hesabımda ara ara paylaşmaya devam edeceğim.

Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on Google+Pin on PinterestShare on LinkedInEmail this to someone

#HerDoktoraBiriPad

Ağzımız açık hayretle takip ettiğimiz teknoloji dünyası sadece iş yapma biçimimizi değil, bizleri de değiştiriyor. Evet, bilgiye daha hızlı ulaşıyoruz, evet her yerden herşeyi paylaşabiliyoruz. Ancak, tüm bu kabiliyete sahip bizler artık eski bizler de değiliz. Rollerimiz, tanımlarımız, sorunlarımız, yapılarımız baştan sessiz sedasız yeniden tanımlanıyor. Yüzeysel olarak değil de, teknolojinin yenilediği yeni bireyleri ve bu bireylerle toplumun yeni baştan nasıl yapılar kuralabileceğini hayal etmemiz gerekiyor.

Screen Shot 2013-07-29 at 10.13.51 PM

Mobil sağlık alanındaki yeniliklere bakalım. Artık akıllı telefonların kendisi, küçük eklentilerle, birer kan tahlili cihazına, röntgen aletine veya mikroskoba dönüşebiliyor. Akıllı telefonlarla, doktorlara, dünyanın bilgisini ellerine ulaştırabiliyoruz. İlaç bilgilerine, tüm sorularının yanıtlarına ve diğer uzman doktorların görüşlerine anında ulaştırabiliyoruz. Akıllı telefon ve bunun eklentileri ile donanan doktorlar artık birer poliklinik gibi. Hem de, polikliniklerden daha güncel ve daha akıllı donanıma sahip şekilde.

Ülke olarak, Fatih projesiyle eğitim alanında yapmaya çalıştığımız dönüşümü, sağlık alanında da hayal etmeliyiz. Her doktoru bir ipad ile donatarak her doktoru birer tam donanımlı polikliniğe dönüştürebiliriz. En ileri tıp bilgisini ulaşılamayan yerlere ulaştırabiliriz. Hayatlar kurtarabilir, yüksek yatırım maliyeti yüzünden erken teşhiste gecikmeleri engelleyebiliriz.

Sağlık sektöründe de teknoloji sadece iş yapma biçimimizi değiştirmesin. Her doktoru akıllı sağlık cihazları ile donatarak sağlık sistemini baştan şekillendirmemizi sağlasın.

 

Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on Google+Pin on PinterestShare on LinkedInEmail this to someone

Dijital Okuryazarlık

Dün Hüseyin, bir tweet paylaşmıştı. Google KnowledgeGraph ile bilgiye ne kadar hızlı ve anında ulaşabileceğini gösteriyordu. Bunu okuduğumda, iki-üç sene önce İrlanda’yı ziyareti ve Hüseyin’i Google ofisinde ziyaretim aklıma geldi.

 

Google ofisinde, birlikte, öğlen yemeği yerken gözümüz yemekhanenin duvarında asılı olan dev manzara resmine takıldı. Deniz kıyısında sarp kayalıkların yanında bir kale resmiydi. “Acaba neresi?” diye konuşurken zihnimde resimdeki bazı ipuçlarına bakıp tahmin etmeye çalıştım. Mimarinin neye benzediğinden, bitki örtüsünden ve hava durumundan ipuçları çıkarmaya çalışıyordum. O anda, Hüseyin, yemek masasından kalktı, cebindeki telefonu çıkarıp resmin fotoğrafını çekti. Google resim aramaya sorduğunda, resmin İskoçya’da bir kale olduğu hemen ortaya çıktı. “Niye bunu düşünemedim?” , “Neden, bu şekilde Google’a sormak direkt aklıma gelen birşey değil?” diye düşündüm. Aslında, dijital okuryazarlık böyle birşey.

Hüseyin’in paylaştığı ilk örnek de, bu da, aslında teknolojik bakımdan büyük vaadleri var. Ancak, daha önemlisi, dijital okuryazarlığı, dijital yaşama alışkanlıklarını hayatımıza doğal olarak katmak. Bunu yapabilen ve yapamayan insanlar arasındaki makas bundan sonra kat kat daha fazla açılıyor.

Peki nerede başlamalı diye soranlara, bu konuda bir liste hazırlamıştım. İlginizi çekebilir. 

 

Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on Google+Pin on PinterestShare on LinkedInEmail this to someone

Dijital Strateji Nedir?

“Dijital strateji nedir?”, “Ana kavramları nedir?”, “Strateji nasıl hazırlanır?” konularında harika bir sunum izledim.

Gözatın ve takımınızla mutlaka paylaşın.

 

Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on Google+Pin on PinterestShare on LinkedInEmail this to someone